|
|
April 26
Kadının bilinmeyen anatomisi • Kadın dış genital bölgesinde iki ayrı anatomik yapı daha var: Vulva ve klitoris.
Vulvanın Yapısı
• Kadının dışarıdan bakıldığında görülen genital bölgelerinin tümüne topluca vulva adı verilir. Vulva, kadın dış genital bölgelerine karşıdan bakıldığında üstte mons pubis, ("Venüs tepesi"; Venüs=aşk tanrısı), altta anüs ve yanlarda dış dudaklar tarafından sınırlanan bölge.
• Mons pubis, leğen kemiklerinin önde birleştiği bölgenin üzerinde bulunan yağ dokusu, cilt ve genital kıllardan oluşan kısım.
• Dış dudaklar sağlı sollu olarak mons pubisten anüse doğru uzanır. İdrar deliği ve vajina girişinin etrafını sararlar ve bu yapılar da tüyle kaplı.
• İç dudaklar ise sağlı sollu dış dudakların iç kısımlarında yer alan, klitorisin üst kısmından vajina girişinin altına uzanan kıvrımlı yapılar. Bazı kadınlarda dış dudaklar iç dudaklardan daha büyük yapıda olup "dışarı taşabilir".
Klitorisin de bir işlevi var • Klitorisin bilinen en önemli işlevi kadının orgazm olmasını sağlar. Gebe kalabilmeyle, idrar yapma işleviyle, adet kanamasıyla bilinen hiçbir ilgisi yoktur.
• Klitorisin tam olarak kanıtlanmamış diğer bir işlevi de cinsel ilişkide sertleştiğinde idrar deliğini kapatmak ve bakterilerin mesaneye girişini engellemektir. Muhtemelen kolların şişerek sertleşmesi de vajina kanalının nispeten gerilmesini sağlayarak penisin girmesini kolaylaştırıyor
Klitorisin yapısı
• Dişinin en hassas cinsel organı. Klitoris 2,5-4 cm. uzunluğunda ve 3 mm kalınlığında bir organ. Kasık kemiklerinin birleştiği noktanın ortasında olup, küçük dudakların yukarda birleştiği kısma dek uzanır. Büyük dudaklar arasındaki yumuşak dokunun içinde yerleşik.
• Klitoris dıştan görünen bir baş (glans), ve vulvanın içine tümüyle gömülü şekilde yanlara doğru uzanan iki kolu olan gövde kısmından oluşur. İç dudaklar parmaklarla hafifçe geriye ittirildiğinde klitorisin dıştan görünen kısmı daha bariz hale gelir.
• Gövde kısmı dışarıdan görülmediğinden çoğu kişi klitorisi yalnızca düğme şeklinde basit bir yapı sanır. Ancak klitoris glans ve yanlara uzanan kollarıyla adeta bir "ters V" şeklinde bir yapıdır.
• Klitorisin gövdesinde yer alan kollar içerisinde aynen penisteki gibi cinsel uyarılma esnasında içleri kanla dolarak sertleşen süngerimsi yapılar var.
Klitorisin de bir işlevi var • Klitorisin bilinen en önemli işlevi kadının orgazm olmasını sağlar. Gebe kalabilmeyle, idrar yapma işleviyle, adet kanamasıyla bilinen hiçbir ilgisi yoktur.
• Klitorisin tam olarak kanıtlanmamış diğer bir işlevi de cinsel ilişkide sertleştiğinde idrar deliğini kapatmak ve bakterilerin mesaneye girişini engellemektir. Muhtemelen kolların şişerek sertleşmesi de vajina kanalının nispeten gerilmesini sağlayarak penisin girmesini kolaylaştırıyor.
Haz için klitorisin büyüklüğü önemli mi? • Klitorisin büyüklüğü kadının cinsel duyarlığında rol oynayan bir etken değil. Klitorisi büyük olan kadınların cinsel açıdan daha duyarlı oldukları görüşü yanlış.
• Klitorisin aşırı büyük oluşunun nedeni erkek hormonlarının fazlalığı (Androgen) olabilir ya da hormon tedavisi buna yol açmıştır. Ayrıca seneler süren Klitoris-mastürbasyonu bu büyüklüğün nedeni: Bu durumlarda Androjenin etkisiyle duyarlılık artabilir.
• Klitorisin kasık kemikleri arasındaki yerinin üstte ya da daha derinde oluşu duyarlılıkta rol oynamaz.
Yeterince uyarılma nasıl gerçekleşir? • Cinsel birleşme sırasında klitorisle erkek cinsel organı arasında doğrudan doğruya bir ilişki yok. Buna karşın klitoris yeterince uyarılmakta ve bu üç şekilde olmakta:
1) Erkek cinsel organı döl yoluna girerken küçük dudakların üzerinden kayar ve bu da klitorisi etkiler. Yine kıvrılarak çıktığından uyarı tekrarlanır. Cinsel birleşme sırasındaki ritmik hareketlerle klitorisin yeri değişir böylece uyarı yine sağlanır.
2) Klitorisi meydana getiren süngerimsi doku kasık kemiğinin alt kısmında sağ ve sola açılan iki açıyı oluşturur. Bu açılar döl yoluyla yakın ilişkide olduklarından döl yolunun içindeki erkek cinsel organının hareketleri bu açılar aracılığıyla klitorise aktarılır.
3) Çiftlerin yüz yüze oldukları tüm cinsel birleşme şekillerinde kadın ve erkeğin kasıkları üst üste gelir, bu da klitoris üzerindeki ritmik bir basınca yol açar.
Orgazm nerede olur? • Biri döl yolunda, diğeri klitoriste olmak üzere ayrı türden iki orgazmdan söz etmek yanlış. Orgazma çeşitli şekilde ulaşılabilir: Cinsel doyuruya yalnızca klitorisin erkek tarafından uyarılması ya da kendi kendini tatmin yoluyla (bazı kadınlar göğüs uçları uyarıldığında da orgazma ulaşmaktadırlar) da erişilebilir.
• Fakat nasıl ve ne şekilde orgazma ulaşılırsa ulaşılsın orgazm daima döl yolunda olur ve belden itibaren tüm organizmayı kapsar. Cinsel gerilim orgazm sonunda giderilince klitoris küçülerek kasık kemikleri arasındaki yerine çekilir ve artık uzunluğu cinsel gerilim sırasındaki uzunluğun yarısıdır.
Her zaman işe yarar mı? • Klitoris gerçekten de cinsel uyarı bölgeleri içinde en duyarlı olanı. Fakat hiçbir zaman kadını alevlendirmek için çevrilmesi yeterli olan bir düğme olmamış. Cinsel bilgisi olmayan ya da bu konuya hazırlıksız kadınlarda klitorise dokunulması zevkten çok nefret duygusunu kamçılayabilir.
• Cinsel uyarıma yatkın kadınlarda ise klitoris zevk duygusunu kamçılar. Bu organ önce uyarımları toplar sonra da zevke dönüştürür. Kan hücumuyla belirginleşen klitoris, aldığı uyarımları omurilikteki cinsel merkezlere iletir. Böylece cinsel bölgedeki sinirlerde, kaslarda ve damarlarda değişiklik ve tepkilere yol açarak orgazmı hazırlar ve yalnız klitoris böylesi bir etki yapabilmek için zamanında ve yeterli oranda uyarılmalı.
• Klitorise doğrudan doğruya dokunulduğu zaman uyarımla, öfkeye yol açan tahriş olma arasındaki sınır belli belirsizdir.
Erkekler yanlış biliyor • Klitoristeki bu değişiklik en tecrübeli erkekleri bile bazen şaşırtır. Klitorisle teması kaybettikleri zaman, bu değişikliği kadındaki cinsel gerilimin kayboluşuna yorarlar. Oysa durum tamamen tersinedir. Klitorisin bu andaki duyarlılığı öylesine fazladır ki direkt bir temas zevk vermekten çok acı verir.
• «Cinsel El kitaplarının» yanlış propagandası bu durumda birçok erkeğin ters davranışına yol açmaktadır: Erkekler parmakla klitorisi tekrar bulmak isterler. Bu boşuna manipülasyon kadını tahriş ettiği gibi. cinsel gerilimin de kaybolmasına yol açar. Eğer klitoris yeniden uyarılmak isteniyorsa, Venüs tepesinin hafifçe okşanması yeterli.
Klitoris penis karşılaştırması • Klitoris embriyolojik olarak penisle aynı kökene sahip ve bu anlamda penisin kadındaki tam karşılığı olarak kabul edilebilir. Lakin klitorisin peniste olduğu gibi ejakulasyon ("boşalma") ve idrar yapma ile ilgisi yok.
• Klitoris damar ve sinirlerden oldukça zengin bir yapı. Ortalama büyüklükte bir klitoriste yaklaşık 8000 sinir lifi bulunuyor. Bu lif yoğunluğu peniste bulunanın yaklaşık iki katı ve vücudun başka hiçbir bölgesinde bu kadar yoğun sinir lifi yok.
• Klitoris büyüklüğü kadından kadına çok önemli değişiklikler gösterebiliyor. Baş ve gövde toplam uzunluğu ortalama 3 santimetre olmakla beraber 7 santimetreye kadar varan uzunlukta olabiliyor.
• Klitorisin baş kısmının büyüklüğü de oldukça değişkendir ve 3-8 milimetre arasında olabilir. Klitoris büyüklüğü ile orgazmın nitelikleri arasında herhangi bir ilişki saptanabilmiş değildir.
• Klitorisin büyüklüğü kan testosteron ("erkeklik hormonu") seviyeleriyle ilişkilidir. Östrojen seviyesiyle klitoris büyüklüğü arasında bir ilgi olmaması nedeniyle menopoz sonrası kan östrojen seviyeleri düştüğünde genital bölgenin diğer kısımlarında atrofi (gerileme) olurken bu yapının büyüklüğü değişmez. Gebelik döneminde klitoris mekanik ve damarsal değişikliklere bağlı olarak kalıcı bir büyüme gösterebilir.
• Klitoris uyarıldığında hem baş hem de gövde içi kan dolarak sertleşen bir yapıdır. Bu, erkekteki ereksiyonun (sertleşmenin) tam karşılığıdır. Tam uyarılmış bir klitorisin baş kısmı iki katı kadar büyüyebilir. Büyüyen baş kısmı dışarıdan daha bariz görülebilir hale gelir.
Kendi bedeninde yolculuk: Mastürbasyon • Mastürbasyon yapan bir çok kadın hala utanç duyuyor. Oysa kendi bedenini "keşfeden" her genç, bu yolculuğa çıkıyor ve kendi isteklerini, arzularını tanıma fırsatı bulabiliyor. Öte yandan, evli olup bunu yapmak zorunda olan çok kadın var...
• Mastürbasyon bir çok kadın için kurtarıcı rolünde adeta. İkili ilişkilerde "yarıda kalan" kadınlar için vazgeçilmez bir yöntem. Bu arada yalnızların en sık kullandığı bir yöntem olduğunu da söylemek gerekir. Hatta mastürbasyon, sevgilisi ya da eşiyle birlikteyken orgazm olamayan kadınlar için bir "emniyet sübabı" görevinde.
• Kendi bedeninizde yolculuğa çıkıyorsunuz ve binlerce yol keşfediyorsunuz. Ve bu yolu sadece siz biliyorsunuz. Kadınlar, elle doyumun en keyifli yanının da bu olduğunu söylüyorlar. Kadınların büyük bir çoğunluğu elle klitorisi uyararak mastürbasyon yapıyor.
• Elle doyumdan önce, zihin olarak kendini hazırlamak gerekir. Önce düşünsel olarak uyarılmış olmak şart. Klitorisi uyarmak için parmak uçları kullanılabilir. Fakat bütün bölgede, hafif darbelerde bulunmak daha iyi olabilir. Daha çok, uyarıldıkça klitorisin üstünü okşamaya başlar ve onun üzerinde hızlı, titrek daireler çizerek sonunda orgazm olabilirsiniz.
Klitorise Freudyen bakış • Klâsik Psikanaliz bile klitorisin değersiz bir penis olduğu savında. Gerçi Sigmund Freud ergenlik öncesi çocukluk devresinde, klitorisin dişi cinselliğinin gelişiminde önemli rol oynadığını kabul etmiştir, fakat klitorisin aracılığıyla duyulan cinsel zevkin erkek karakterli olduğunu ileri sürmüştür.
• Freud'un öğrencisi Helene Deutsch «Kadın Psikolojisi» (1948) adlı yapıtında şöyle demektedir: «Erkek yapılı, zavallı bir artık.. Döl yolundaki gelişime ve zevke katılmaya bir türlü razı olmuyor.»
• Oysa açıklayıcı cinsel bilim bu Anti-Klitoris propagandasına karşı çıkmış ve erkeklerin ilgisini bu organa çekmiş: cinsel bakımdan soğuk kadınların birleşme öncesi klitorisleri uyarılacak olursa, orgazmın bu kadınlarda bile kolaylıkla gerçekleşebileceğini erkeklere göstermiştir.
• Katolik ahlâk kuralları bile, kadını cinsel birleşme öncesi hazırladığı ve böylece üremeyi olanaklaştırdığı için, klitorisin uyarılmasını önermekte.
Klitorisin Sırrı (Parmak Ucunuzdaki Gizli Dünya) Bu kitap cinselliğe bakışınızda bir devrim yaratabilir.
• G noktası efsane mi gerçek mi? Kadınlar gerçekten boşalıyor mu? Anne karnından itibaren hayatımızda vazgeçilmez bir yer edinen mastürbasyon, cinsel hayatımızda nasıl harikalar yaratıyor? Muhteşem ve aktif bir cinsel hayat için gerçekten bir partnere ihtiyaç var mı? Antik cinsel ritüeller modern hayatta nasıl yeniden canlandırılıyor? Batı 'da gittikçe yaygınlaşan cinsellik atölyeleri ve seks antrenörlüğü nasıl işliyor?
• Yüzyıllar boyunca yanlış anlaşılan ya da ihmal edilen klitoris, kadın bedeninde bütün işlevi zevk vermek olan tek bölge. Amerikalı seks eğitimcisi Rebecca Chalker, klitorisin yeniden keşif hikayesini adeta tek bir kitaba sığdırılmış, kapsamlı bir cinsellik semineri olarak sunuyor. Erkek merkezli cinselliği kendine yol edinen bütün kadınlar için elinizdeki kitap, mucizevi bir çıkış olacak. Erkekler içinse hayal bile edemeyecekleri zenginlikte bir cinsel dünyaya yolculuk başlayacak.
Klitorisin gizli dünyası
Klitorisin Sırrı (Parmak Ucunuzdaki Gizli Dünya) Bu kitap cinselliğe bakışınızda bir devrim yaratabilir.
• G noktası efsane mi gerçek mi? Kadınlar gerçekten boşalıyor mu? Anne karnından itibaren hayatımızda vazgeçilmez bir yer edinen mastürbasyon, cinsel hayatımızda nasıl harikalar yaratıyor? Muhteşem ve aktif bir cinsel hayat için gerçekten bir partnere ihtiyaç var mı? Antik cinsel ritüeller modern hayatta nasıl yeniden canlandırılıyor? Batı 'da gittikçe yaygınlaşan cinsellik atölyeleri ve seks antrenörlüğü nasıl işliyor?
• Yüzyıllar boyunca yanlış anlaşılan ya da ihmal edilen klitoris, kadın bedeninde bütün işlevi zevk vermek olan tek bölge. Amerikalı seks eğitimcisi Rebecca Chalker, klitorisin yeniden keşif hikayesini adeta tek bir kitaba sığdırılmış, kapsamlı bir cinsellik semineri olarak sunuyor. Erkek merkezli cinselliği kendine yol edinen bütün kadınlar için elinizdeki kitap, mucizevi bir çıkış olacak. Erkekler içinse hayal bile edemeyecekleri zenginlikte bir cinsel dünyaya yolculuk başlayacak.
Kadın vajinadan ibaret değil! Çoğu kadın ve erkek, kadınların dış genital bölgelerinin yalnızca vajinadan ibaret olduğunu sanır. Gerçekte kadın dış genital bölgesinde iki ayrı anatomik yapı daha vardır: vulva ve klitoris.
Klitorisin unutturulan tarihi Klitoris ve penis, 2 bin 500 yıldan daha uzun bir süredir, düzenekleri hariç her açıdan eşit kabul edildiler. Ancak on sekizinci yüzyıldan sonra, bu bilgi git gide bastırılıp unutuldu ve klitorisin tanımı, geniş bir orgazm sisteminden, bezelye boyutundaki minnacık bir yumruya dönüştü. Şimdi yeniden keşfedildiği bir dönem başlıyor...
April 01
|
Şizofren Ayrılık..
|
|
Yetti dedi,bitti dedi sevgili Duruşu ağaç dalında titreyen kedi gibiydi Aşağıda salya kıvamında tehditleriyle köpekler Ve adam serçe yavrusuydu,iki dal yukarıdaki Yetti dedi,bitti dedi sevgili
Yetti dedi,bitti dedi sevgili Ve gitti... Bir tabutun kapağını örter gibi, Kapandı ardından tahta kapı Bir karanfil savruldu masadan Ve üzerine yaralı bir fil gibi düştü kitaplık Dağıldı kitapları Dağıldı şiirler Ve anatomi atlası....
Atlastan uzanan bir kadavranın eli Kavradı,ısıttı Sahiplendi karanfili Doğruldu,kalktı-bir mum yaktı Sonrası.. sevgi seli O kadar canlıydı ayrılık Ve o kadar gerçek! ! Artık peşinden koşulacak ufuk çizgisiydi adam için, Birini sevmek....

| |
|
Burası Cezaevi
|
|
Burası cezaevi kadınlar koğuşu, Burda yürekler gözler buğulu, Her canda farklı öykü yazılı, Burda tezgahlarda çile dokunur. Bir Ayşe bacı var idamlık, Koynunda yatar bir ufaklık, Gözyaşı dinmez teselli bulamadık, Burda tezgahlarda ömür dokunur. Fatma hala gelmiş uzaktan, Yatacak yıllarca adam vurmaktan, Kocasını öldürmüş bıkınca canından, Burda tezgahlarda can dokunur. Dudu kız olmuş töre kurbanı, Zorla evlendirmişler sevmemiş Hasanı, Kaçınca evinden bulmuş fuhuş batağını, Burda tezgahlarda gençlik dokunur. Zeynep teyze ömrünün kışında, Bir tek siyah tel yok başında, Göstersede daha fazla o kırkında, Burda tezgahlarda yıllar dokunur. Gonca gelin daha çok taze, Öldürüyormuş kocası evlendiği gece, Çünkü başkasından kalmış gebe, Burda tezgahlarda acı dokunur. Emine abla sessiz oturur köşesinde, Dua eder sürekli tesbihi elinde, Yalvarır Allaha kan davası bitsin diye, Burda tezgahlarda kahır dokunur. Yasemin dün gece doğum yaptı, Bebeğine baktı baktı ağladı, Hırsızlıktan onunda davası, Burda tezgahlarda ağıt dokunur. Sordular bana senin suçun ne? Yüreğim benden önce geldi dile, Bir yüreği öldürdü çekmeli çile, Burda tezgahlarda sevda dokunur...
C5 koğuşu |
AŞK MI SUÇLU SEN Mİ
Aşk nedir?Bağlanmak mı,sevdiğinin yanında olup elini tutması mı ona sarılmak ve heonunla olmak mı,aşk bu mu? Aşk insanı hayata bağlayan,insanı en mutsuz olduğu zamanlar ayakta tutan,ve hiç yalnız bırakmayan bir dosttur. Acısı bile farklıdır ...Aşk iki insanı birbirinebağlayan en güzel,en saf bağdır.Bazan en mutsuz olduğumuz anlarda bile sevdiğimizin bir gülüşüyle nasılda her şeyi unutuveriyoruz.Bazan onun için nelerden nelerden vazgeçiyoruz, kimleri karşımıza alıyoruz,her şeyden vazgeçiyoruz sadece onun için...Tabi her zaman iki taraflı olmuyor aşk,öyle acılar çektiğimiz oluyor ki:geceleri uyuyamıyoruz saatlerce onu düşünüyoruz,en çokta içimizi acıtan ona hiç dokunamamak oluyor belki de...Seviyoruz sevilmiyoruz hayat sanki ondan ibaretmiş gibi geliyor yaşadığımız şehirde o yoksa kendimizi çok yalnız hisssediyoruz.Bu yüzden aşka kızıyoruz ama aşkı ayaklar altına alıp değersiz kılan da biziz, aşkın hayatımızı güzelleştirmesine izin verende onu yücelten de biziz...Aşka gereken değeri verin .O sizi yalnız bırakmayacaktır. .Unutmayın ki hayatın kalbi aşktır.
SEVGİ ÜZERİNE SÖYLENMİŞ SÖZLER
Ağlama! Gözlerine yaş değmesin. Gül! Dudaklarından tebessüm eksilmesin. Sev! Kalbinden yerim silinmesin. Unutma ,sen sadece benimsin....
Aşk bir kum tanesi ise sana kumsalları vereyim
Aşkımı dağlara yazacaktım aşkımdan büyük dağ bulamadım..
Ayrılık küçük sevgileri öldürür ama büyük sevgileri güçlendirir. Tıpkı rüzgarın mumu söndürüp yangını güçlendirdiği gibi...
Bana unut dediler seni. Unuttum; ama seni değil, bana seni unut diyenleri.
Ben sende imkansızlıkları sevdim fakat asla umutsuzlukları değil.
Bilirmisin geceler ne kadar uzun gelir bekleyenlere, hele o beklenenler vazgeçilmezlerdense...
Birgün biri çıkıpta güneşe adını buzla yazarsa bil ki o seni benden daha çok seviyor...
Bulunduğun kıyıdan ayrılmazsan okyanusun ötesindeki adalara asla ulaşamazsın
Dünya 3 günlüktür.dün, bugün ve yarın .dün geçti, yarının geleceği belli değil. Öyleyse bugünün kıymetini bil
Eğer geceler seni düşündüğüm kadar uzun olsaydı asla sabah olmazdı....
Eğer kişi; hem akıllı hemde çalışkan ise takdir et, akıllı değil, çalışkan ise dikkat et, akıllı olup tembel ise ikaz et, hem akılsız hem de tembel ise imha et..
Geldiğin zaman boşluk dolduran değil, gittiğin zaman yeri doldurulamayan ol.
Gerçek sevgi kötülük gördüğünde azalmayıp iyilik gördüğünde artmayandır.
Göz; gözü gözleyen gözleri gözler..
Gülmek için mutluluğu beklersen tebessüm bile edemeden ölürsün.
Gülmek senin için bir tutku olsun,bir gün ağlarsan o da mutluluktan olsun.
Gülü öylesine sevmelisin ki; soranlara dikeni yok diyebilmelisin
Güzel bakan güzel görür, güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayattan lezzet alır.
Her gönülde çiçek olacağına bir gönülde buket ol...
Her şey paylaşıldıkça küçülür, paylaşıldıkça küçülmeyen tek şey sevgidir..
Her şeyin başı sevgiyle başlar sevmesini bilene
Her zaman doğruyu söyle..ne dediğini hatırlamak zorunda kalmazsın
Hiç kimse beni kendinden nefret etmemi sağlayacak kadar alçaltamaz.
Insanlar gelmeleriyle yanlızlıklarını dağıtanları severler, gitmeleriyle kendilerini yanlız bırakanlara aşık olurlar.
Insanlar zamanla bir çok şeyi öğrenmişlerdir; kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi; fakat; çok basit bir şeyi öğrenememişler: insan gibi yaşamayı.
İnsanlar;çiçekleri severler ama koparırlar, ağaçları severler ama keserler, hayvanları severler ama avlarlar. Birisinin bana "seni seviyorum"demesinden çok korkuyorum!!!
Nokta kadar menfaat için , virgül gibi egrilme
Ölümden değilde ölümlerden korkarım,çünkü ilkinde ben varım,ikincisinde sevdiklerim
Özünde soyluluk yoksa insanın tac da giyse soysuzdur !!!
Paylaşacak dostlarınız yoksa iyi şeylere sahip olmanın bir zevki de yoktur.
Rüzgara hakim olamıyorsan yelkenlerini ona göre ayarla. Ve unutma ki hayat karşılaştığın güçlüklerle değil gemiyi limana getirip getiremediğinle ilgilenir..
Sen beni, benim seni sevdiğim kadar sevseydin; benim seni, senin beni sevdiğin kadar sevdiğimi a n l a r d ı n
Sen uçurumun kenarında bir çiçek olsaydın hayatım pahasına da olsa seni sulardım.
Seni seviyorum! Diyen dillere değil...senin için ağlayan gözlere inan...
Sevmek seni seviyorum demek değil..... Seni seviyorum derken titremektir.
Silgin kaleminden önce bitiyorsa yanlışların çok demektir
Yaşamın kaynağı sevgiyse eğer, sevgi mutluluk, mutluluk paylaşmak, paylaşmak dostluk, dostluk hatırlanmak, hatırlanmak unutulmamaksa eğer, demekki sevilmişiz.
Yüksek tepelerde hem kartala hem de yılana rastlanır...ama birisi oraya uçarak diğeri ise sürünerek gelmiştir....
İmza: Sevgiler Diyari
December 17
1- ask karşılıklı sevgidir.acıyı tatlıyı paylaşmaktır. 2 - aşk kırık kalp demektir 3 - aşk paylaşmaktır.çünkü aşk paylaştıkça yücelir. 4 - aşk sonsuz sevgidir. aşk birini sevip onunla olmaktır. ölümüne sevgidir.aşka saygıdır. 5 - aşk tükenmez bir kalemdir.dertleri yazmaya yarar................ 6 - aşk umutsuzca beklemek hemde hiç sevmeyecekmiş gibi 7 - aşk yaşanması gereken en güzel duygu ancak içinde yalan olmadığı sürece ve aşk bir insana verilebilecek en özel değer olarak adlandırıyorum. 8 - aşk; karşılıklı yaşan bir devrimdir. 9 - erişilemeyen erişildiği zamanda bitendir 10 - karşılık yanlış anlaşılma olayıdır çünkü sevdiğimi bende yanlış anladım bunada "aşk" dediler........ 11 - sevdigi insanı dünyanın en yakışıklısı zannetmesidir seven insan kusurları görmez ayrılınca da ben buna nasıl baktım der benden tavsiye kimseye baglanma 12 - sevgi insanın birbirine duyduğu güzel bir yaşamdır her insan ömründe aşık olmuştur. aşk ferman tanımaz 13 - uğrunda ölümü bile göze almaktır 14 - uğrunda ölümü bile göze almaktır 15 - "aşk karşındakinin bulunmaz hint kumaşı olduğunu sanmanla zavallı bir kişi olduğunu anlaman arasındaki zamandır"... 16 - "aşk" insanın içindeki duyguları paylaşabilmeleri için duydukları ihtiyaçtır. 17 - "aşkın şerhinde (açıklamasında) akıl, çamura batmış eşek gibidir." mevlana 18 - "bir ınsanı tanmakla baslar hersey" demis sait faik abasiyanik. sevgılı; gercektende senı tanıdıktan sonra basladı hersey,senı tanıdıktan sonra... 19 - "ikiden bir gidince bir kaldığı yalan sen gidince ,ben kalır mıyım o zaman.." 20 - **ask sevene göre güzel sevipte uluşamayana göre sadece acı helede sevdigini başkasıyla görmek daha da acııııııııııııııııııııııııııııııııı ****** 21 - ......enayiliktir... 22 - ......uzun bi yolculuk..... 23 - ...ask cok basit ama bir o kadar da karma$ık bir duygudur... 24 - ...aşk... sevdigini elde ettiginde sevgisini yitiren ama elde edemedigin zaman yakıp kavuran bir duygu bir his bir yaşam biçimidir 25 - ...ve ask atesten denizi mumdan kayikla gecmektir. 26 - ^aşk bir cıkmazdır ama icinde oldugun cıkmazdan cıkmak ıstemedıgın bır cıkmazdır 27 - << aşk anlatılmaz,yaşanır >> 28 - 1.deliliktir.çaresi yok 2.karsılık alamıyarsan delirmemek elde değil 3.ölüme çok benzer bazan ölüm getirir(ölümle kardeştirler) 4.karsılıksız aşk 29 - 10 şişe 70 lik şarap içip ayakta kalmaya çalışmaktır. 30 - 10 yıl geçmesine rağmen ona tekrar geri dönebilmektir. 31 - 1001 tane aşk vardır. herkese göre yorum değişir. ben anlayamadım aşkı... 32 - 3 duyguyu aynı anda yaşatan en güzel olaydır.heyecan,kaybetme korkusu,içimizin alev alev yanması. 33 - 3 günlük heycandır.........arkası boş yani 34 - 3günlük eğlence bileemedin 5 ama kapılıpda sürünen çok 35 - a nsızın kalbinizde volkan oluşturan, ş aşırtırkende bir okadar da haz veren k esinlikle tadılması gereken bir duygu fırtınası 36 - a ş k insanları başka diyarlara sürüklemektir tuba 37 - a$k bir futbol topuna benzer, sürdükce sürer, tekmeyi yedimmi her$ey biter, a$ik gözü kör olsun... 38 - a$k duyguların depresmesıdırrr... 39 - a$k her$eyi payla$maktır 40 - a$k tanimsiz bir duygudur 41 - a$k, aci veren hayatin ta kendisidir... 42 - a$k;ya$amın nedeni, insanın nefesi ve acı çekmenin en güzel yoludur... 43 - a$kın ne anlama qeldiğini bana 1 ki$i söylesin ölene kadar kölesi olurum onun... 44 - a, ş, ve k harflerinin biraraya gelmesiyle oluşan sözcük. 45 - a-acı ş-şaşkınlık k-keder işte aşk budur.çeken bilir kardeşler 46 - abi aşkı yaşayanlar abi ( onssuzluga alışşamadan kendini yok etmesi ) 47 - abi ya aşk senin bildiğin gibi değil yaaa... 48 - acabaların hep beyninde dolaşmasıdır, onu hep içinde taşımaktır. sonrada yanında sadece bu aptallıkların kalmasıdır 49 - acı çekeceğini bildiğin halde vazgeçemediğin bir duygudur. 50 - acı çekmek ve kendini kandırmaktır 51 - acı çekmekten başka birşey degildir 52 - acı çekmektir, ecel gelmeden binlarce defa ölmektir ve de kaybetmektir 53 - acı çekmektir.karşılıksız sevmek 54 - acı çekmeyene acı mutluluğu yaşamayana mutluluğu öğret… November 30
| Evlilikte Cinsel Yaşam Ve İlk Cinsel İlişki
|
|
|
Evlilik, kadının ve erkeğin beraber yaşamak üzere karşılıklı anlaşma ile oluşturdukları sosyal bir kurumdur. Bu kurum sevgiyi, saygıyı, cinselliği, mutluluğu ve üzüntüyü dahi paylaşmayı içerir. Evlilik kadının ve erkeğin sahip olduğu temel haklardan bir tanesidir. Evliliğin toplum tarafından kabul görmesi içinde yasalar çerçevesinde onaylanması gerekir. Gelenek ve göreneklerde evliliğin oluşmasını ve yapısını etkilemektedir.
Kadının ve erkeğin sosyal yaşamdaki rolleri daha doğar doğmaz yetiştirilme tarzları ile başlar. Bu roller toplumsal ve kültürel farklara göre bazı değişikliklere uğrasalar da temelde aynı esaslardadırlar. Kadının yapısı itibarı ile daha duygusal olması kolay incinip kolay sevinmesi hormonları ile ilgili olup bu onun annelik yapabilmesi için gereklidir. Kadın adet gördüğü zaman veya gebe kaldığı zaman veya doğum yaptıktan sonra fiziksel olarak eskisine nazaran daha güçsüz düşer. Bunun sonucunda da erkek koruyucu ve kollayıcı olmak zorundadır.
Kadın ve erkek ilişkisindeki en önemli şey kadını kadın ,erkeği erkek olarak kabul etmek ve karşı tarafın istek ve arzularına saygı duymaktır. Çünkü daha evvelde söylediğimiz gibi daha bebeklikten itibaren farklı yetiştirilir ve farklı hissetmeye başlarız. Bir kadının bir erkeğin nasıl düşündüğünü veya bir erkeğin bir kadının niçin farklı davrandığını anlamasına imkan yoktur.
Çünkü farklı hormonlar etkisi altında olunca karşı cinsin bilemediği ve anlayamadığı duygular gelişir. Mesela kadınlar erkeklerin niçin seks isteklerini kontrol edemediklerini ve devamlı seks istediklerini (daha doğrusu duygusuzca seks yapabilmelerini)pek anlayamazlar. Kısaca açıklayacak olursak erkeklerde devamlı sperm ( meni ) üretimi vardır ve bunun depolandığı kesenin kapasitesi eğer hiç boşalma olmazsa yaklaşık dördüncü günden sonra dolar ve sanki idrar torbanız dolduğunda nasıl işeme arzusu duyuyorsanız ve bu ilerledikçe rahatsızlık yaratıyorsa, erkekte eğer boşalmadığı süre dört gün veya daha fazla olursa devamlı kontrolsüzce seks arzusu duyacak sonuçta belki de saldırganlaşacak ve hatta istenmeyen olaylarla karşılaşılacaktır. Bazen ise doğanın bir savunma sistemi olarak ilişki kuramayan veya masturbasyon yapamayan erkek uykusunda boşalacaktır. Bu gerçeği göz önüne alarak hanımlarımızın eşlerine olan yaklaşımlarına daha iyi değerlendirmelerini istiyoruz ve aralarında olabilecek bazı problemleri cinsellikten uzak durarak onları istedikleri şekilde yönlendirebileceklerini düşünürlerse en yanlış şeyi yapmış olacaklardır.
Erkeklerde kadınları oldukları gibi kabul etmeli ,onların yaşam tarzlarına ve duygusallıklarına saygı göstermelidirler, çünkü bu kadının doğasının bir gereğidir ve duygusal olmayan bir kadın ne erkeğini mutlu edebilir ne de iyi bir anne olabilir.
O zaman karşılıklı sevgi ve saygı ,birbirinin isteklerini anlama ve destekleme evliliğin temel şartlarındadır. Farklı iki cinsin arasındaki diğer insanlardan farklı olan iletişim cinselliktir ve özel olmalıdır. | November 23 KAÇTIĞIM YER KENDİM
Rüzgâr kuvvetli estiği zamanlarda insanlar şiddetini kesmek ve de korunmak için set örerlermiş karşısına. Bundan faydalanmayı akıl edebilenler ise yel değirmenleri inşa ederlermiş. Böylece rüzgârın yıkıcı gücünü olumluya çevirmeyi becerirlermiş. Fakat bazen hayatta karşılaştığımız rüzgârlar o kadar yoğun, o kadar şiddetli ve o kadar üst üste oluyor ki; bırak yel değirmeni inşa etmeyi, elinle yaptığın rüzgârgülünü tutacak kadar bile takatin kalmıyor. Şu kesin ki hayattan ne kadar çok beklentin olursa o kadar çok hayal kırıklığına uğruyorsun. Beklediklerinle buldukların arasındaki fark, derin üzüntü yaşamana neden oluyor ister istemez. Mücadeleci olman bile fark ettirmiyor kimi zaman. Pes ediyorsun bazen, yılıyorsun. Değirmen yapmak için bile yüzleşmekten korkuyorsun rüzgârın uğultusuyla. Set örmek daha bir kolay geliyor nedense. Zaman ilerledikçe kaçmayı kovalamaktan ve de mücadele etmekten daha bir benimser oluyorsun hiç karakterinde olmasa bile… Hayatta en çok korktuğum şey duygu erozyonuna uğramaktı. Zamanla hiçbir şey hissedememekten çekindim hep. Yılgınlıklarımın umutlarımın üstünü örtmesinden ürktüm. Ama acımasızlıklar ve kederler üst üste gelince ben de ben olmaktan çıkıyorum galiba. Daha bir katı oluyorum hayata karşı. Daha bir duygusuz oluyorum ister istemez. Daha bir tahammülsüz… Olgunlaşmanın koşulu ağlamakmış demek ki diyorum. Ne kadar çok ağladıysan o kadar çok olgunlaşmış oluyorsun. Anlıyorum ki aynı dili konuşanlar değil; aynı duyguları paylaşabilenler anlaşabiliyor sadece. Ve aynı dili konuştuğun insanların etrafında olabilmesi de gün geçtikçe zorlaşıyor. Görünen gerçek, gerçekte görünen de olmayabiliyor üstelik. Kimi zaman mutlu görünüyorsunuz etrafa; oysaki yapabildiğiniz en iyi şey mutluluk rolü yapmak oluyor o an. İçin kemiriliyor; ama sen yine de üstüne yapışmış olan rolü oynuyorsun. Sana yüklenen misyonunun gerektirdiğini... Bazen çok sevdiğin bir fotoğrafı ortadan ikiye ayırıyorsun. O anki ruh halin seni hiç fark etmediğin bir yere bırakıveriyor. Öyle şeyler oluyor ki bazen hafızanı yitirmiş gibi hissediyorsun. Yaşadıklarının kendi hayatından bir kesit olup olmadığını düşünüyor; idrak etmeye çabalıyorsun. Sonra da “yanlış nerde ve kimde” diyorsun. Ya da “yarımdı, olmadan bitti” diye avutuyorsun kendini. O an yaptığın şey hafızanı siliyor ve seni bilmediğin bir yere ve duruma sevk ediyor. Geçmişinle geleceğinin kesiştiği nokta ise bugünün oluyor. Ve gücün yettiğince her şeye sil baştan başlıyor. Yeniden, hatta bazen yeniden deniyorsun. Fakat bir bakıyorsun ki hep en baştasın… İyice fark ediyorum ki gidene ağlamıyor çoğu zaman insan. Gidenin giderken koparttığı yer oluyor daha çok ağlatan, orada bıraktığı yara oluyor kalbimize iğneleri vuran. Aitlik hissin kayboluyor tamamen. Yaşadığın yere de zamana da ait hissedemiyorsun kendini. Çekip gitmek istiyorsun; kendinden bile... Seni hayata bağlayan hiçbir şey kalmıyor birden. Yaşamak anı, günü, ayı, yılı… zevk vermez oluyor. Kendinden kurtulup kendine kaçıyorsun yeniden. Aslında bindiğin gemi de vardığın liman da kendi yüreğinde demirli… Kelimelerin hepsi aynı aslında, önemli olan içtenliğinde ve karşı tarafın yüklediği anlamda yatıyor. Ve sana o anlamı yakalatacak olanda buluyorsun kaybettiğin kendini… Cesaret de sevgi gibi; gelişmesi için umut gerekiyor…
ISSIZLIK
Yaşamın anlamı var mı be arkadaş?... Sence hayatta yaşamaya değecek şeyler var mı?... Gelecek güzel günler var mı sen ondan haber ver bana. Kötü günler sende kalsın diyemiyorum arkadaş çünkü biliyorum kötü günler beni bekliyor ama şunu söyleye bilirim güzel günlerim hepsi senin olsun bende hiç güzel gün kalmasın çünkü güzel günler seni bekliyor.
Arkadaş yaşama sadece bir daldan tutundun mu o dal kırıldığında kendinin de düşeceğini bildin mi? İşte ben hayata sadece bir daldan tutunuyorum. Ya o dalın yeşerdiğini göreceğim yada kuruyup birlikte düşeceğimizi.
Biliyorum arkadaş o dal yeşerecek. Belki beni düşürmeyecek ama çekip giden ben olabilirim be arkadaş bunu sakın unutma. Bir gün beni yanında bulamazsan sakın üzülme, ağlama bilirsin sen ağlarken bende ağlarım. Gidişim sessiz olacak arkadaş belki geri dönüşüm olmayacak ama üzülme ben seni daima hatırlayacağım. Sen hep derdin ya her yağmur yağışında seni hatırlayacağım diye bense seni yüreğime her yağmur yağışında hatırlayacağım bilirisin yüreğimdeki yağmur hep yağar.
Benim çekip gideceğimi düşün arkadaş ama üzülme çünkü o dal yeşerecek, gür pınarların yanında büyüyecek ve ben o ağacı göreceğim ya gördükçe sevinecek ya da gördükçe üzüleceğim

November 03
Adı hüzün olsun bu gerçeğin. Ayrılığın tekil sızısını hissetmenin Ve senden sonraki yaşantımın, Adı hüzün olsun!
Öteki renklerini aldığın, Tek mevsimlik dünyamın, Ve senden bana kalanların, Rotasız başlayan yolculuğumun, Her limanda yüzleştiğim sensizliğin, Adı hüzün olsun!
Bir türlü gelmeyen geleceklerin, Bir yarısı sende kalan geçmişin, Ve her gün biraz daha kaybolan iyimserliğimin, Adı hüzün olsun!
Gittikçe tuhaflaşan tavırlarımın, Azalan ideallerimin, Alışkanlık haline gelen sıradanlıkların Birbirine benzeyen her günün Adı hüzün olsun!
Aklımda kalan şarkı sözlerinin, Anılarını sakladığım kirli odamın, Yağan yağmurun, Cama dayanmış soluk yüzümün, İçimde ağlayan çocuğun, Adı hüzün olsun!
Artık gelmeyeceğine olan inancımın, Eksik yüreğimin, göremediğim renklerin, Sensizliğin, yarım kalmışlığın, Adı hüzün olsun!
Değişmeyen şeylerin, Aynı filmin tekrarına benzeyen rüyaların, Sadakatini elden bırakmayan gönlümün, İçimdeki yalnız şairin, bu yaşantının, Ve bu şiirin adı hüzün olsun!
September 05
Gezilecek Güzel Bir Ortam...
Evet bu soru kimi sevenler için basit ve güzel,kimileri içinde acı ve zordur... üretmekmiş sevgi,.paylaşmakmış,beraber tüm zorluklara rağmen katlanıp sevmekmiş sevgi.....buraya daha nice güzel ve iyi sözler sığdırabiliriz öyle değilmi?...duyuyorum…evet diyorsunuz…şimdi bana peki neden mişli söylüyorsun bunları diyeceksiniz…ne yani yalan mı diyeceksiniz….. Evet yalan …evet mişli…. ….Temelden bir bina bozulunca veya göçünce bina nasıl harabeye dönüşüyorsa nasıl çöküyorsa,sevgiyi harabeye, yalana, mişe çeviren,bozulabilen ve göçebilen bir temeli vardır. SADAKAT veGÜVEN….bu kelimeleri hiç düşünmeden yukarıda sevgi için yazılmış güzel sözcükleri yeniden yazabilir misiniz…. eminim yine mişli olurdu yazdıklarınız.
Veya böyle olurdu bir ihtimal; Üretmekmiş…. yalan… paylaşmakmış…… yalan….beraber tüm zorluklara rağmen katlanıp sevmekmiş……. yalan…vs..vs… buraya daha bunun gibi daha nice kötü yalanlar sığdırabilriz….güven ve sadakat olmadıkca sevgi yalan……ve dikkat edin sakına bu yalanlara inanıpta benim gibi göçük altında kalmayın!!!!!!!
İşte sevgi nedir sorusuna cevap işte bazıları için böyle acı ve zor oluyor maalesef…..
NİHAT YILMAZ.
SEVMEK
Kişi sevdiğiyle olmak ister!.Sevdiğinin hâliyle hâllenir... Sevgisi kadarıyla, onunla yaşar!.Sevginin ne olduğunu tam olarak bilemediğimiz için,çoğunlukla, "beğeni" ile "sevgi"yi birbirine karıştırırız.."Beğeni" yanında "sahip olma" arzusuyla açığa çıkar!.Bir nesneden hoşlandığında, beğendiğin şeye sahip olmak ve üzerinde tasarruf edebilmek arzusuyla yaşarsın...Bu tüm mahlukatta çok yaygın bir duygudur!.Kimi, beğendiğini cebine sokar;kimi beğendiğine tasma takıp yanında taşıyarak onunla hava atmak ister;kimi yakalayıp inine sürükler... Her mahlûk yaradılış fıtratına göre,beğendiği üzerinde tasarruf etmek ister."Sevmek" ise bundan çok farklıdır..Sevince, yanlızca sevdiğin için yaşamak istersin!.Yalnızca yanında olmak, yalnızca onun olmak,yalnızca onun zevk aldığıyla zevk alıp, sevmediğinden kaçmak istersin! Sevdiğin öylesine sarmıştır aklını, fikrini, ruhunu ki, her şey sana, onu hatırlatır; yanında iken bile onun içinde olmak istersin!...Yakınlık bile uzak gelir sana!...Sen kaybolursun, sende; sevdiğin kalır yalnızca, beyninde!..Onun bakışıyla bakar, onun değerlendirmesiyle değerlendirir,onun diliyle konuşmaya başlarsın!. Gözün ondan başkasını görmez,kulağın ondan başkasını duymaz,elin ondan başkasına uzanmaz olur!.Her an sana sahip olmasını; varlığının, tasarrufunun her an üzerinde olmasını, her an seni kucaklamasını istersin!...Bedensel yakınlık bile, korkunç uzaklık gibi gelir sana;ve onunla tek bir beden, tek bir ruh, tek bir şuur olmayı dilersin!.Sevgi, fıtratın müsait ise, sevdiğinde yok edesiye yakar seni;ve gün gelir kaşında-gözünde, yüzünde-dilinde sevdiğini görürler de, "sen o olmuşun" derler! Beğenen sahip olmak ister... Seven ise sevdiğinde yok olur; feda eder her şeyi sevdiği uğruna!. Bazılarının da sevgi kokusu sürülür üstüne; "aşığım" sanır!. Ama sevdiği uğruna, fedakarlık etmeye gelince sıra, o koku siliniverir üzerinden "kopamama" sabunuyla!.Parasından kopamaz... Mevkiinden kopamaz..Yakınlarından kopamaz... İçinde yaşadığı ortamın güzelliklerinden kopamaz... "Etraf"tan kopamaz!. Derken kusurlar belirmeye başlar sevdiğini sandığının üzerinde...Eksiklikler görmeye başlar başlar, yetersizlikler görmeye başlar...Bunlar önce acıma duygusuna dönüştürür sevgisiniuzaktan acıyarak seyretmeye başlar...Sonra tatlı bir anıya dönüşür, sevgi sandığı duyguları!.Bu tecrübe gösterir ki, onun fıtratında sevgi programı yoktur!..Beğeniyi, sevgi sanmıştır!..Uzaklaşma ondan gelmemiş de, karşısındakinden gelmişse,bu defa "nefret"e döner "beğeni"; ondan intikam alma duygusu gelişir içinde; ve vicdanla intikam dalgaları arasında bir o yana bir bu yana sürüklenir durur; terkedilmişliğin, uzaklaşmanın, layık olmadığını yaşamanın sanısı içinde!..Oysa yanlızca, fıtratında olmayan gerçek sevginin sonuçlarını yaşamaktadır!. Cüzdanı için, güzelliği-yakışıklılığı için, kendisine hoş gelen huyları için,mevkii-koltuğu için, ilmi için beğenmiştir; sevdiğini sanmış; sahip olamayınca da arzusuna erişememenin düş kırıklığı içinde kopmuş; yalnızca çıkarları doğrultusunda yaşamayı tercih etmiştir... Seven ise göze almıştır kopmayı... Dışlanmayı... Paradan-puldan, namdan nişandan, dosttan akrabadan uzak kalmayı... Fıtratından gelir sevgi!. Kulluğu sevmek üzeredir!. Onunla, sevmeyi yaşamak istediği için yaratmıştır onu Yaratan... O yüzden kopar anadan-babadan; dünyadan paradan! Seven, karşılıksız sever!... Beğenen karşılığını ister!. Benim istediğim gibi yaşarsan seni boğarım sahip olduklarıma, der beğenen!.. Onun zaten fıtratında yoktur sevgi, bilmez aşkın ne olduğunu!.. Ne üzere yaratılmışsa, odur tüm meşgalesi... Karınca gibi çalışır; maymun gibi çiftleşir; aslan gibi yavrularına sahip çıkar... Ama pervane gibi sevemez!. Atamaz kendini ateşe!. Sevgi sonunda yanmayı getirir!.. Beğeni ise sonunda kaçmayı!. Beğenen mahlûkat çoğunluğuna göre, "sevgi" delilikten bir türdür!.. Anlamazlar onlar, sevdiği uğruna, etraf ne derse desin deyip,her şarta katlanmayı! Ve "delillik bu" derler... Beğenme bir tür "hobi"dir!...Bazen ömür boyu sürer, bazen bir kaçyıl, bazen bir kaç ay!..Sevgi bir ömür boyudur!...Bitmez, tükenmez, bazen durulur, bazen coşar ama hiç gerilemez! August 15 FRANSIZ OLMANIN FAYDALARI Geceyarısı TRT2 de yayınlanan filmleri seyrederken altyazıları okumanız gerekmez. Kendi nükleer silahlarınızı başka ülkelerde denersiniz. Salyangoz ve kurbağa yiyebilirsiniz. Kadınlar konuşmanıza bayılır Çirkin olsanız da sinema yıldızı olabilirsiniz.
AMERİKALI OLMANIN FAYDALARI Seçmeseniz de bir kadın başkan ülkeyi yönetir. Yeteri kadar paranız varsa istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz. Dünyanın en garip kıyafetlerini giyseniz bile kimse kafasını çevirip size bakmaz. Tanımadıgınız herkese "merhaba" diyebilirsiniz. Dünyanın en gelişmiş milletine mensup olduğunuzu düşünürsünüz.
İNGİLİZ OLMANIN FAYDALARI Sıcak bira Wimbledon Geçmişte yasayarak hala imparatorluk olduğunuzu düşünebilirsiniz. Haftada bir kere banyo yaparsınız. Madde dörde göre iç çamaşırı değiştirirsiniz.
İTALYAN OLMANIN FAYDALARI Kürk giydiğiniz için utanmazsınız. Makarna sıkıntısı çekmezsiniz. İşe istediğiniz saatte gidersiniz İşten istediğiniz saatte gelirsiniz. Ülke Sicilya'dan yönetilir.
İSPANYOL OLMANIN FAYDALARI Amerikayı kılıçtan geçirmekle övünürsünüz. Sahilleriniz Almanlar ve İngilizler tarafından işgal edilmiştir. Gerisini zaten Araplar işgal etmişlerdir. Sokakta boğalar koşar. Kadınları etkilemek için dar pantolon giymek zorundasınız.
HİNTLİ OLMANIN FAYDALARI Harika bir İngilizce Sabahtan aksama meditasyon. Evde dolaşan maymunlar. Bilgisayar uzmanı komşu Kamasutra
ALMAN OLMANIN FAYDALARI Her işinizi Türklere yaptırırsınız. Türklere "merak etmeyin sizi Avrupa'ya alacağız "dersiniz. Sıkılınca Türklerin evlerini yakarsınız. Tarihinizden bahsetmezsiniz. Çok sıkışınca "SUÇLUYUM" dersiniz.
KANADALI OLMANIN FAYDALARI: Yılın 12 ayı bahçede buz hokeyi oynamak. Başbakan gençliğinde esrar çektiğini söyleyince oyu artar. Fransızca konuşanlar İngilizce de konuşur. Amerika fazla uzak değildir. Kendinizi uyuyan dev olarak nitelendirirsiniz.
AVUSTURALYALI OLMANIN FAYDALARI Büyük dedenizin dünyanın hiç bir ülkesinin kabul etmediği eli kanlı bir cani olduğunu bilirsiniz. Soğuk bira içersiniz. Plajda soğuk bira içersiniz. Evde soğuk bira içersiniz. Timsahları seyrederken soğuk bira içersiniz.
TÜRK OLMANIN FAYDALARI İçten ve dıştan bütün saldırılara, enflasyona trafik canavarına, komşularına, Avrupa'ya ve bütün dünyaya rağmen asırlardır ayakta kalarak doğal seleksiyonun yarattığı en güçlü millete ait olmanın tadını çıkartırsınız. Bütün dünyanın kaos olarak tanımladığı durumlarda kendinizi evinizde hisseder, huzur içinde yaşarsınız. Dünyanın en güzel plajlarında, dünyanın en güzel manzaralarına karşı denize girer, bununla da kalmaz denizde, kuyuda soğutulmuş karpuz yersiniz. Hatta akşama rakı, yanında meze istersiniz. Radyo dinlerken duyduğunuz bir parçayla kaderinize küser ağlamaklı olur, ondan sonraki parçayı duyar kalkar fıkır fıkır oynarsınız. Her sabah vatanı kurtarmak üzere yeni bir senaryo ile uyanır, bugünün işini yarına bırakarak yatarsınız
Çalışırken en çirkin insan bile güzeldir (Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.)
|
Tomurcuk derdinde olmayan ağaç odundur. (N. F. Kısakürek)
|
| Kalabalıkların kafası çok, aklı yoktur. (?)
|
Hata değil, çare bulun (Henry Ford)
|
İyi ağaç kolay yetişmez; rüzgar ne kadar kuvvetli eserse, ağaçlar da o kadar sağlam olur. (J. Willard Marriot)
|
| İnat, iradenin eşekliğidir. (?)
|
Yaşamın ilginç yanlarından birisi de, en iyinin dışında bir şey kabul etmeyenlere genellikle en iyisini vermesidir. (W. Somerst Maugham)
|
Büyük adam, davası büyük olan adamdır (Bekir Berk)
|
Gerçekler öğrenilince, zannetmeler biter. (Huzeyl)
|
Sen kendinle başa çıkamayınca, senin gibi aciz düşmana kim ehemmiyet verir? (Şiraz'lı Sâdi)
|
Cesaretin bittiği yerde esaret başlar (Akif Cemil)
|
İşaretler, varılacak hedefi olanlar içindir. (Sedat Turan)
|
Aynı gökte uçarlar ama, kuzgunun dünyası başka, şahinin dünyası başkadır. (Muhammed İkbal)
|
| Çağları tanımak istiyorsanız, çağların alkışladıklarına bakın. (Ş.)
|
| Doğruyu söylemek değil, anlatmak güçtür. (?)
|
| Allah'ın nezdindeki yerimizi öğrenmek istiyorsak, Allah'ın nezdimizdeki yerine bakmalıyız. (***)
|
Yanlış yoldaki çıkışlar da iniştir. (Orhan Yalçın)
|
İman etmek, görünmeyene inanmaktır. Mükafatı ise görünmeyeni görmektir. (St. Augustine)
|
İki türlü insan daima açtır. Biri ilmi arayan, diğeri de parayı... (Yusuf İslam)
|
Büyük görünme, küçülürsün... (BSN)
|
| "İyi adam" dediğimiz, kendimize en çok benzeyendir. (?)
|
Yarının insanları, bu günle oyalanmamalı. (Sedat Turan)
|
| Kabul etmediğimiz fikirlere karşı ne kadar kuvvetli matığımız vardır! (?)
|
Aydın ışık taşır, sahte aydınsa karanlık... (Mehmet Salah)
|
İnsan hayreti ölçüsünde bilgedir (Mehmet Salah)
|
Bilimsiz din kör, dinsiz bilim ise topladır (Albert Einstein)
|
Doğrudan gidilir; Yanlış zaten "götürür". (Selim Gündüzalp)
|
| Balonların gururu, iğnelerle karşılaşıncaya kadardır. (Ş.)
|
Bilginin efendisi olmak istersen, çalışmanın kölesi olmalısın. (Balzac)
|
Taşı delen suyun kuvveti değil, damlaların sürekliliğidir. (Latin atasözü)
|
Düşünmeden öğrenmek faydasız, öğrenmeden düşünmek ise tehlikelidir. (Konfiçyüs)
|
Allah eğri çizgilerle, doğru yazar. (Portekiz atasözü)
|
Her tanımlama bir sınırlamadır. (Andre Suares)
|
İyimser mutlu bir sersem; kötümser, mutsuz bir sersemdir. (Bernanos 10.yy)
|
Başarının %5'i yapmayı bilmekten, %95'i yapabilmekten oluşur. (Fransız deyişi)
|
Mabet için can verilir; taşları için değil. (St. Exupery)
|
Bütün cevaplarınıza karşı sorularım var. (Woody Allen)
|
Bizden başkalarında olan yetenek ve beceriye biz şans deriz. (Michel Audiart)
|
Gebermek yerine ölmeyi tercih ederim. (Drieu La Rochelle)
|
O işin başarılmasının imkansız olduğunu bilmedikleri için başardılar. (Mark Twain)
|
Midyeler ve sersemler birbirini bulur ve biribirlerine yapışırlar. (Sacha Guttry)
|
Düşünce, düşüneni değiştirir. (F. David Peat)
|
Bir kelebeğin kanat çırpışının fırtınalar çıkardığı bir dünyada, tarihi kahramanların yaptığını sanmak ne büyük bir aptallık! (Kemal Sayar)
|
Zaman insanları değil, armutları olgunlaştırır. (Necip Fazıl Kısakürek)
|
Parayla satın alınabilecek kadar değersiz şeylerin peşinde koşmaya vaktim yok (S. Canan)
|
Akıl hazır değilse, göz göremez (Emilie Serge)
|
| Çağımızın hastalığının belirtileri, kafa ve kalbin boş, midenin ise dolu olmasıdır (?)
|
| Bir ülkede, kısa boylu insanlar uzun gölgeler veriyorlarsa, orada güneş batıyor demektir (?)
|
| Yayın doğruluğu, eğriliğindedir
|
Başkasını övmeyenlere, yerenlere, kimseden hoşnut olmayanlara bakın; bunlar kimsenin beğenmediği insanlardır. (La Bruyere)
|
Hiç bir insana rastlamadım ki, onda öğrenilecek bir şey olmasın. (Alfred de Vigny)
|
Düşüncelerinde inat ve şiddet, aptallığın en açık belirtileridir. (Bernard Barton)
|
| İnsanlar ne kadar az düşünürlerse, o kadar fazla konuşurlar. (?)
|
Eğer kekeme değilseniz, söylemek her zaman kolay, yapmak her zaman zordur. (R. Lewton)
|
Rüyaları gerçekleştirmenin en kestirme yolu, uyumamaktır. (J. M. Powe)
|
Cahil kimsenin yanında, kitap gibi sessiz ol. (Mevlana)
|
İki şey aklın eksikliğini gösterir: Konuşulacak yerde susmak, susulacak yerde konuşmak. (Sadi)
|
Zenginlik gübredir. Yalnızca saçıldığında yararlı olur. (Çin atasözü)
|
Sevinçli anında kimseye vaatte bulunma. Öfkeli anında kimseye cevap verme. (Çin atasözü)
|
Olsa ile bulsayi ekmisler,hiç bitmis. Türk Atasözü
|
Kör bir dilenci de hiç olmazsa çiçeklerin kokusunu duyar Japon atasözü
|
Dinlemekten akil,söylemekten pismanlik dogar. Italyan atasözü
|
Düsmek suç degildir,düsüp kalkmak suçtur. Alman atasözü
|
Zorluk seni zorlayincaya kadar,sen zorlugu zorla. Amerikan atasözü
|
Insani elbisesine göre karsilarlar,bilgisine göre agirlarlar. Rus atasözü
|
Temiz bir vijdan kadar yumusak bir yastik yoktur. Fransiz atasözü
|
Satin alirken kulaklarini degil,gözlerini kullan. Çin atasözü
|
Düsünmeden konusmak,nisan almadan ates etmeye benzer. Ingiliz atasözü
|
Baskasindan üstün olmamiz önemli degildir.Asil önemli olan sey,dünkü halimizden üstün olmamizdir. Hint atasözü
|
Gençligin güzel bir yüzü,ihtiyarligin güzel bir ruhu vardir. Isveç atasözü
|
Gençligin degeri bilinse,ihtiyarligin sikayeti azalir. Türk atasözü
|
Sagir bir kocayla,kör bir kadin mutlu bir çifttir. Danimarka atasözü
|
Kadeh içinde,denizde bogulanlardan çok daha fazla insan bogulmustur. Alman atasözü
|
Yigit harpte,dost dertte,olgun adam hiddette belli olur. Arap atasözü
|
Tutkunun bittigi yerde mutluluk baslar. Macar atasözü
|
Mirasa "nereye gidiyorsun?" demisler"esip yagmaya,sürüp savurmaya"demis. Türk atasözü
|
Bir dostunuz, yemis bahçesini geziyorsa, dalgin görünmeniz en büyük nezakettir. Japon atasözü
|
Köpekle yatan pireyle kalkar. Ispanyol atasözü
|
Dostunuzu sik sik ziyaret ediniz,çünkü üzerinde yürünmeyen yollar diken ve çalilarla kaplidir. Hint atasözü
|
Bir kere evlenmek ödev, iki kere evlenmek eglence, üç kere evlenmek çilginliktir. Hollanda atasözü
|
Asilan,hirsiz degil yakalandir. Çek atasözü
|
Beyaz saç, aklin degil yasin isaretidir. Yunan atasözü
|
Büyük zekalar birlikte düsünürler. Fransiz atasözü
|
Sersemler, akillilarin yedi yilda cevaplandiramiyacagi sorulari bir günde sorarlar. Ingiliz atasözü
|
Uyuyan tilki rüyasinda tavuk görürmüs. Rus atasözü
|
Borç verirken ya parani, ya dostunu kaybedersin. Arnavut atasözü
|
Cesur adamin bakisi, korkagin kilicindan daha çok düsman titretir. Amerikan atasözü
|
Vaadler memleketinde insan açliktan ölür. Danimarka atasözü
|
Babalar,doganin yarattigi bankerlerdir. Fransiz atasözü
|
Dagin tepesine hangi yoldan çikarsan çik,manzara aynidir. Çin atasözü
|
Kabahatini itiraf ederek affini iste;zira bir suçu gizlemek o suçu ikilestirir. Arap atasözü
|
Kuvvetine güvenerek zayiflari hor görenin kuvveti basina bela olur. Hint atasözü
|
|
Gözler kendilerine,kulaklar baskalarina inanirlar. Alman atasözü
|
|
Kabul edilen bir yanlışlık kazanılmış bir zaferdir... Gascoigne
|
|
Önce kendin gideceğin yolu öğren, sonra öğretmeye kalk... Buda
|
|
Sevmeyi bilmeyen, ölmeyi de bilmez... Atasözü
|
|
Denizi sev, ama kıyıda dur... George Herbert
|
|
En büyük yalancı kimdir? En çok kendinden bahseden... Fotonel
|
|
Dürüstlük en iyi siyasettir... Japon Atasözü
|
|
Öfke, aptalları akıllı yapar; ama yoksul bırakır... Lord Bacon
|
|
Ayakta ölmek diz üstü yasamaktan iyidir... Franklin Roosvel
|
|
İnsanlara en adil şekilde dağıtılan nimet akıldır. Çünkü kimse aklından şikayetçi değildir... Montainge
|
|
Aşk mücadelesi değil, mücadele aşki içinde ol... Peyami Safa
|
|
Kainatta tesadüfe, tesadüf edilmez... Sokrat
|
|
Kusurumuz ne kadar çoksa o kadar kusur ararız... Cenap Sehabettin
|
|
Okuyabilirseniz her insan bir kitaptir... W. Ellery Channing
|
|
Kargalar ötmeye baslayinca bülbüller susar... Mevlana
|
|
'Para herşeyi yapar' diyen adam para için herşeyi göze alan adamdır... Benjamin Franklin
|
|
Cevizin kabuğunu kırıp özüne inmeyen cevizin hepsini kabuk zanneder... Gazali
|
|
Bir aile ile bir krallığı yönetme arasında pek büyük bir fark yoktur... Montainge
|
|
En büyük zafer insanın kendine hakim olmasıdır... Platon
|
|
En büyük bilgelik kendine egemen olabilmektir... Eirupides
|
|
İnsanlar her zaman kahraman olamazlar ama her zaman insan olabilirler... Benjamin Franklin
|
|
Sevgi her zaman karşılık görür, kin de... Dostoyevski
|
|
Gördüklerim beni görmediğim yaratıcının varlığına inanmaya zorluyor... Emerson
|
|
İyiliğinize inanılmasını istiyorsanız ondan hiç bahsetmeyin... Balzac
|
|
Kardeşlerimi Allah yarattı, fakat dostlarımı ben buldum... Goethe
|
|
Güzel olan sevgili değil, sevgili olan güzeldir... Tolstoy
|
|
Söylemek birşey, yapmak da başka birşeydir... Montainge
|
|
Çok süslenenlere bakın hepsi de gizlenmek istiyordur... Aristo
|
|
İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır.... Victor Hugo
|
|
Erkekler kadınların ilk aşkı, kadınlar da erkeklerin son aşkı olmak isterler... Oscar Wilde | August 13 Güzel Ölüm
Gönül sevda peşinde Gezer dağlar başında Biz sana sevdalandık Hep onsekiz yaşında Güzel ölüm güzel ölüm Geç kalma gel güzel ölüm
Gönüldesin dildesin Sazımdasın teldesin Sana uzak diyemem Ensemdesin yoldasın Güzel ölüm güzel ölüm Bekletme gel güzel ölüm
Süleyman dergahısın Sevenlerin ahısın Sevdalar türkü olur Sen türküler şahısın Güzel ölüm güzel ölüm Çıldırtma gel güzel ölüm
Ve bir gün Sen benim kapımı çaldığında güzel ölüm El değmemiş sevdalarıma Yaşanmamış aşklarıma inat Yolumu bekleyen güzele O bir çift göze olan Delice tutkuma inat Sigarasızlığıma parasızlığıma Yalnızlığıma Unutulmuşluğuma inat
Gündüzleri sürü misali Başkent sokaklarında gezinip Geceleri çöplüklerde tüneyerek Her önüne gelene Kendini 'büyük dava adamı' İlan eden aptallara inat
Silah zoruyla 'Sanat' yapılabileceğini zanneden Kuşbeyinli sersemlere inat Telefon efendisi Birkaç kravatlı adamla Üç beş çoluk çocuğun elinde Oyuncak olan Yaşantıma inat Kırgınlığıma Dargınlığıma Ve hatta Pişmanlığıma inat
Senden korktuğumu Sana dahi belli etmeden güzel ölüm
Kapımı çaldığında Seni de Seni de inadına Türkü söyleyerek karşılayacağım
Hoş geldin Hoş geldin güzel ölüm Hoş geldin Safa geldin
Ahmet Yılmaz
|
KIRMIZI GÜLLER
Kan rengi, kıpkırmızı güllere bayılırdı.
Zaten onlarla adaştı
Kadının adı Gül’ dü...
Kocasının sevgili Gül’ü
Her yıl SEVGİLİLER GÜNÜ’ nü kapının önünde bulduğu enfes fiyonklarla süslü kucak dolusu kırmızı güllerle kutlardı.
Hiç aksamadan.
Hatta, eşini kaybettiği yıl dahi kapısı çalınmış,
O muhteşem kırmızı güller kucağına bırakılmıştı..
Tıpkı geçmişte olduğu gibi, küçük beyaz bir zarf vardı güllerin arasında , ve biliyordu ki o zarfın içinde kocasının yazmış olduğu bir kart olmalıydı.
Her yıl güllere iliştirdiği karta aynı cümleleri yazardı:
"Seni geçen sene bugünkünden daha çok seviyorum.."
Birden, bunların son gülleri olduğunu düşündü..
Önceden ısmarlanmış olmalıydı..
Öleceğini nasıl bilebilirdi?..
Zaten her şeyi önceden planlamayı ve yapmayı severdi..
Yumurta kapıya gelmeden..
Gülleri özenle içeri taşıdı..
Saplarını kesti,vazoya yerleştirdi..
Vazoyu da konsolun üzerine, eşinin kendisine gülümseyen
fotoğrafının yanına koydu.
Ve bir an gözlerini kapattı,
Sanki kocasının orada koltuğunda oturup, kendisine gülümsediğini düşündü ve saatlerce eski günlerde olduğu gibi onunla sevişmelerini anımsadı, ne tatlı yumuşak öpüşleri vardı kocasının...
Ve gözlerini açtı...
Şimdi kocası o anda elinde kırmızı güllerle birlikte,
eşikte durup onu seyrediyordu...
Sevgililer Günü'nü kutluyordu.
Sonra birden kendine geldi ve aniden içgüdüsel bir davranışla elinde olmadan doğru telefona gitti.
Çiçekçi dükkanını aradı...
"Biliyorum" dedi, çiçekçi..
"Eşinizi geçen yıl kaybettiniz..
Telefon edeceğinizi de biliyordum...
Bugün size yolladığım gülleri çok önceden ısmarlamış,
parasını da ödemişti...
Hep öyle yapardı, zaten...
Hiç sansa bırakmazdı...
Dosyamda talimat var...
Bu çiçekleri size her yıl yollayacağım.
Bir de özel kart vardı, kendi el yazısıyla.
Bilmeniz gerek diye düşünüyorum.
Ölümünden sonra çiçeklere iliştirmemi istediği kart.
Onu güllerin arasında bir zarfın içine koymuştum, mutlaka görmüş olmalısınız.
Gül, hıçkırıklar arasında teşekkür ederek telefonu kapattı.
Ve biraz önce gelen o muhteşem kırmızı güllerin arasındaki zarfı parmakları titreyerek açtı ve içinden özenle çıkardığı kocasının el yazısı ile yazmış olduğu kartı okumaya başladı.
Merhaba sevgilim" diye başlıyordu, kart.
Bir yıldır ayrıyız.
Umarım senin için çok zor olmamıştır.
Yalnızlığını ve acılarını hissedebiliyorum.
Giden sen, kalan ben olsaydım neler çekerdim kim bilir?
Sevgi paylaşıldığında yaşamın tadına doyum olmuyor.
Seni kelimelerle anlatılmayacak kadar çok sevdim.
Harika bir eştin.
Dostum, sevgilim, benim.
Sadece bir yıldır ayrıyız.
Kendini bırakma.
Ağlarken bile mutlu olmanı istiyorum.
Onun için bundan sonraki yıllarda güller hep kapımızda olacak.
Onları kucağına aldığında paylaştığımız
mutluluğu ve kutsandığımızı düşün.
Seni hep sevdim.
Her zaman da seveceğim.
Ama yaşamalısın.
Devam etmelisin.
Lütfen.
Mutluluğu yeniden yakalamaya çalış.
Kolay değil, biliyorum ama bir yolunu bulacağına eminim.
Güller, senin kapıyı açmadığın güne dek gelmeye devam edecek.
O gün çiçekçi beş ayrı zamanda gelip kapıyı çalacak,
eve dönüp dönmediğini kontrol edecek.
Beşinciden sonra emin olarak gülleri ona verdiğim yeni
adrese getirip seninle yeniden ve ebediyen kavuştuğumuz
yere bırakacak..
Seni çok seven ....!!! |
|