|
|
April 01
|
Şizofren Ayrılık..
|
|
Yetti dedi,bitti dedi sevgili Duruşu ağaç dalında titreyen kedi gibiydi Aşağıda salya kıvamında tehditleriyle köpekler Ve adam serçe yavrusuydu,iki dal yukarıdaki Yetti dedi,bitti dedi sevgili
Yetti dedi,bitti dedi sevgili Ve gitti... Bir tabutun kapağını örter gibi, Kapandı ardından tahta kapı Bir karanfil savruldu masadan Ve üzerine yaralı bir fil gibi düştü kitaplık Dağıldı kitapları Dağıldı şiirler Ve anatomi atlası....
Atlastan uzanan bir kadavranın eli Kavradı,ısıttı Sahiplendi karanfili Doğruldu,kalktı-bir mum yaktı Sonrası.. sevgi seli O kadar canlıydı ayrılık Ve o kadar gerçek! ! Artık peşinden koşulacak ufuk çizgisiydi adam için, Birini sevmek....

| |
|
Burası Cezaevi
|
|
Burası cezaevi kadınlar koğuşu, Burda yürekler gözler buğulu, Her canda farklı öykü yazılı, Burda tezgahlarda çile dokunur. Bir Ayşe bacı var idamlık, Koynunda yatar bir ufaklık, Gözyaşı dinmez teselli bulamadık, Burda tezgahlarda ömür dokunur. Fatma hala gelmiş uzaktan, Yatacak yıllarca adam vurmaktan, Kocasını öldürmüş bıkınca canından, Burda tezgahlarda can dokunur. Dudu kız olmuş töre kurbanı, Zorla evlendirmişler sevmemiş Hasanı, Kaçınca evinden bulmuş fuhuş batağını, Burda tezgahlarda gençlik dokunur. Zeynep teyze ömrünün kışında, Bir tek siyah tel yok başında, Göstersede daha fazla o kırkında, Burda tezgahlarda yıllar dokunur. Gonca gelin daha çok taze, Öldürüyormuş kocası evlendiği gece, Çünkü başkasından kalmış gebe, Burda tezgahlarda acı dokunur. Emine abla sessiz oturur köşesinde, Dua eder sürekli tesbihi elinde, Yalvarır Allaha kan davası bitsin diye, Burda tezgahlarda kahır dokunur. Yasemin dün gece doğum yaptı, Bebeğine baktı baktı ağladı, Hırsızlıktan onunda davası, Burda tezgahlarda ağıt dokunur. Sordular bana senin suçun ne? Yüreğim benden önce geldi dile, Bir yüreği öldürdü çekmeli çile, Burda tezgahlarda sevda dokunur...
C5 koğuşu |
AŞK MI SUÇLU SEN Mİ
Aşk nedir?Bağlanmak mı,sevdiğinin yanında olup elini tutması mı ona sarılmak ve heonunla olmak mı,aşk bu mu? Aşk insanı hayata bağlayan,insanı en mutsuz olduğu zamanlar ayakta tutan,ve hiç yalnız bırakmayan bir dosttur. Acısı bile farklıdır ...Aşk iki insanı birbirinebağlayan en güzel,en saf bağdır.Bazan en mutsuz olduğumuz anlarda bile sevdiğimizin bir gülüşüyle nasılda her şeyi unutuveriyoruz.Bazan onun için nelerden nelerden vazgeçiyoruz, kimleri karşımıza alıyoruz,her şeyden vazgeçiyoruz sadece onun için...Tabi her zaman iki taraflı olmuyor aşk,öyle acılar çektiğimiz oluyor ki:geceleri uyuyamıyoruz saatlerce onu düşünüyoruz,en çokta içimizi acıtan ona hiç dokunamamak oluyor belki de...Seviyoruz sevilmiyoruz hayat sanki ondan ibaretmiş gibi geliyor yaşadığımız şehirde o yoksa kendimizi çok yalnız hisssediyoruz.Bu yüzden aşka kızıyoruz ama aşkı ayaklar altına alıp değersiz kılan da biziz, aşkın hayatımızı güzelleştirmesine izin verende onu yücelten de biziz...Aşka gereken değeri verin .O sizi yalnız bırakmayacaktır. .Unutmayın ki hayatın kalbi aşktır.
SEVGİ ÜZERİNE SÖYLENMİŞ SÖZLER
Ağlama! Gözlerine yaş değmesin. Gül! Dudaklarından tebessüm eksilmesin. Sev! Kalbinden yerim silinmesin. Unutma ,sen sadece benimsin....
Aşk bir kum tanesi ise sana kumsalları vereyim
Aşkımı dağlara yazacaktım aşkımdan büyük dağ bulamadım..
Ayrılık küçük sevgileri öldürür ama büyük sevgileri güçlendirir. Tıpkı rüzgarın mumu söndürüp yangını güçlendirdiği gibi...
Bana unut dediler seni. Unuttum; ama seni değil, bana seni unut diyenleri.
Ben sende imkansızlıkları sevdim fakat asla umutsuzlukları değil.
Bilirmisin geceler ne kadar uzun gelir bekleyenlere, hele o beklenenler vazgeçilmezlerdense...
Birgün biri çıkıpta güneşe adını buzla yazarsa bil ki o seni benden daha çok seviyor...
Bulunduğun kıyıdan ayrılmazsan okyanusun ötesindeki adalara asla ulaşamazsın
Dünya 3 günlüktür.dün, bugün ve yarın .dün geçti, yarının geleceği belli değil. Öyleyse bugünün kıymetini bil
Eğer geceler seni düşündüğüm kadar uzun olsaydı asla sabah olmazdı....
Eğer kişi; hem akıllı hemde çalışkan ise takdir et, akıllı değil, çalışkan ise dikkat et, akıllı olup tembel ise ikaz et, hem akılsız hem de tembel ise imha et..
Geldiğin zaman boşluk dolduran değil, gittiğin zaman yeri doldurulamayan ol.
Gerçek sevgi kötülük gördüğünde azalmayıp iyilik gördüğünde artmayandır.
Göz; gözü gözleyen gözleri gözler..
Gülmek için mutluluğu beklersen tebessüm bile edemeden ölürsün.
Gülmek senin için bir tutku olsun,bir gün ağlarsan o da mutluluktan olsun.
Gülü öylesine sevmelisin ki; soranlara dikeni yok diyebilmelisin
Güzel bakan güzel görür, güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayattan lezzet alır.
Her gönülde çiçek olacağına bir gönülde buket ol...
Her şey paylaşıldıkça küçülür, paylaşıldıkça küçülmeyen tek şey sevgidir..
Her şeyin başı sevgiyle başlar sevmesini bilene
Her zaman doğruyu söyle..ne dediğini hatırlamak zorunda kalmazsın
Hiç kimse beni kendinden nefret etmemi sağlayacak kadar alçaltamaz.
Insanlar gelmeleriyle yanlızlıklarını dağıtanları severler, gitmeleriyle kendilerini yanlız bırakanlara aşık olurlar.
Insanlar zamanla bir çok şeyi öğrenmişlerdir; kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi; fakat; çok basit bir şeyi öğrenememişler: insan gibi yaşamayı.
İnsanlar;çiçekleri severler ama koparırlar, ağaçları severler ama keserler, hayvanları severler ama avlarlar. Birisinin bana "seni seviyorum"demesinden çok korkuyorum!!!
Nokta kadar menfaat için , virgül gibi egrilme
Ölümden değilde ölümlerden korkarım,çünkü ilkinde ben varım,ikincisinde sevdiklerim
Özünde soyluluk yoksa insanın tac da giyse soysuzdur !!!
Paylaşacak dostlarınız yoksa iyi şeylere sahip olmanın bir zevki de yoktur.
Rüzgara hakim olamıyorsan yelkenlerini ona göre ayarla. Ve unutma ki hayat karşılaştığın güçlüklerle değil gemiyi limana getirip getiremediğinle ilgilenir..
Sen beni, benim seni sevdiğim kadar sevseydin; benim seni, senin beni sevdiğin kadar sevdiğimi a n l a r d ı n
Sen uçurumun kenarında bir çiçek olsaydın hayatım pahasına da olsa seni sulardım.
Seni seviyorum! Diyen dillere değil...senin için ağlayan gözlere inan...
Sevmek seni seviyorum demek değil..... Seni seviyorum derken titremektir.
Silgin kaleminden önce bitiyorsa yanlışların çok demektir
Yaşamın kaynağı sevgiyse eğer, sevgi mutluluk, mutluluk paylaşmak, paylaşmak dostluk, dostluk hatırlanmak, hatırlanmak unutulmamaksa eğer, demekki sevilmişiz.
Yüksek tepelerde hem kartala hem de yılana rastlanır...ama birisi oraya uçarak diğeri ise sürünerek gelmiştir....
İmza: Sevgiler Diyari
November 23
ISSIZLIK
Yaşamın anlamı var mı be arkadaş?... Sence hayatta yaşamaya değecek şeyler var mı?... Gelecek güzel günler var mı sen ondan haber ver bana. Kötü günler sende kalsın diyemiyorum arkadaş çünkü biliyorum kötü günler beni bekliyor ama şunu söyleye bilirim güzel günlerim hepsi senin olsun bende hiç güzel gün kalmasın çünkü güzel günler seni bekliyor.
Arkadaş yaşama sadece bir daldan tutundun mu o dal kırıldığında kendinin de düşeceğini bildin mi? İşte ben hayata sadece bir daldan tutunuyorum. Ya o dalın yeşerdiğini göreceğim yada kuruyup birlikte düşeceğimizi.
Biliyorum arkadaş o dal yeşerecek. Belki beni düşürmeyecek ama çekip giden ben olabilirim be arkadaş bunu sakın unutma. Bir gün beni yanında bulamazsan sakın üzülme, ağlama bilirsin sen ağlarken bende ağlarım. Gidişim sessiz olacak arkadaş belki geri dönüşüm olmayacak ama üzülme ben seni daima hatırlayacağım. Sen hep derdin ya her yağmur yağışında seni hatırlayacağım diye bense seni yüreğime her yağmur yağışında hatırlayacağım bilirisin yüreğimdeki yağmur hep yağar.
Benim çekip gideceğimi düşün arkadaş ama üzülme çünkü o dal yeşerecek, gür pınarların yanında büyüyecek ve ben o ağacı göreceğim ya gördükçe sevinecek ya da gördükçe üzüleceğim

September 05
Gezilecek Güzel Bir Ortam...
Evet bu soru kimi sevenler için basit ve güzel,kimileri içinde acı ve zordur... üretmekmiş sevgi,.paylaşmakmış,beraber tüm zorluklara rağmen katlanıp sevmekmiş sevgi.....buraya daha nice güzel ve iyi sözler sığdırabiliriz öyle değilmi?...duyuyorum…evet diyorsunuz…şimdi bana peki neden mişli söylüyorsun bunları diyeceksiniz…ne yani yalan mı diyeceksiniz….. Evet yalan …evet mişli…. ….Temelden bir bina bozulunca veya göçünce bina nasıl harabeye dönüşüyorsa nasıl çöküyorsa,sevgiyi harabeye, yalana, mişe çeviren,bozulabilen ve göçebilen bir temeli vardır. SADAKAT veGÜVEN….bu kelimeleri hiç düşünmeden yukarıda sevgi için yazılmış güzel sözcükleri yeniden yazabilir misiniz…. eminim yine mişli olurdu yazdıklarınız.
Veya böyle olurdu bir ihtimal; Üretmekmiş…. yalan… paylaşmakmış…… yalan….beraber tüm zorluklara rağmen katlanıp sevmekmiş……. yalan…vs..vs… buraya daha bunun gibi daha nice kötü yalanlar sığdırabilriz….güven ve sadakat olmadıkca sevgi yalan……ve dikkat edin sakına bu yalanlara inanıpta benim gibi göçük altında kalmayın!!!!!!!
İşte sevgi nedir sorusuna cevap işte bazıları için böyle acı ve zor oluyor maalesef…..
NİHAT YILMAZ.
SEVMEK
Kişi sevdiğiyle olmak ister!.Sevdiğinin hâliyle hâllenir... Sevgisi kadarıyla, onunla yaşar!.Sevginin ne olduğunu tam olarak bilemediğimiz için,çoğunlukla, "beğeni" ile "sevgi"yi birbirine karıştırırız.."Beğeni" yanında "sahip olma" arzusuyla açığa çıkar!.Bir nesneden hoşlandığında, beğendiğin şeye sahip olmak ve üzerinde tasarruf edebilmek arzusuyla yaşarsın...Bu tüm mahlukatta çok yaygın bir duygudur!.Kimi, beğendiğini cebine sokar;kimi beğendiğine tasma takıp yanında taşıyarak onunla hava atmak ister;kimi yakalayıp inine sürükler... Her mahlûk yaradılış fıtratına göre,beğendiği üzerinde tasarruf etmek ister."Sevmek" ise bundan çok farklıdır..Sevince, yanlızca sevdiğin için yaşamak istersin!.Yalnızca yanında olmak, yalnızca onun olmak,yalnızca onun zevk aldığıyla zevk alıp, sevmediğinden kaçmak istersin! Sevdiğin öylesine sarmıştır aklını, fikrini, ruhunu ki, her şey sana, onu hatırlatır; yanında iken bile onun içinde olmak istersin!...Yakınlık bile uzak gelir sana!...Sen kaybolursun, sende; sevdiğin kalır yalnızca, beyninde!..Onun bakışıyla bakar, onun değerlendirmesiyle değerlendirir,onun diliyle konuşmaya başlarsın!. Gözün ondan başkasını görmez,kulağın ondan başkasını duymaz,elin ondan başkasına uzanmaz olur!.Her an sana sahip olmasını; varlığının, tasarrufunun her an üzerinde olmasını, her an seni kucaklamasını istersin!...Bedensel yakınlık bile, korkunç uzaklık gibi gelir sana;ve onunla tek bir beden, tek bir ruh, tek bir şuur olmayı dilersin!.Sevgi, fıtratın müsait ise, sevdiğinde yok edesiye yakar seni;ve gün gelir kaşında-gözünde, yüzünde-dilinde sevdiğini görürler de, "sen o olmuşun" derler! Beğenen sahip olmak ister... Seven ise sevdiğinde yok olur; feda eder her şeyi sevdiği uğruna!. Bazılarının da sevgi kokusu sürülür üstüne; "aşığım" sanır!. Ama sevdiği uğruna, fedakarlık etmeye gelince sıra, o koku siliniverir üzerinden "kopamama" sabunuyla!.Parasından kopamaz... Mevkiinden kopamaz..Yakınlarından kopamaz... İçinde yaşadığı ortamın güzelliklerinden kopamaz... "Etraf"tan kopamaz!. Derken kusurlar belirmeye başlar sevdiğini sandığının üzerinde...Eksiklikler görmeye başlar başlar, yetersizlikler görmeye başlar...Bunlar önce acıma duygusuna dönüştürür sevgisiniuzaktan acıyarak seyretmeye başlar...Sonra tatlı bir anıya dönüşür, sevgi sandığı duyguları!.Bu tecrübe gösterir ki, onun fıtratında sevgi programı yoktur!..Beğeniyi, sevgi sanmıştır!..Uzaklaşma ondan gelmemiş de, karşısındakinden gelmişse,bu defa "nefret"e döner "beğeni"; ondan intikam alma duygusu gelişir içinde; ve vicdanla intikam dalgaları arasında bir o yana bir bu yana sürüklenir durur; terkedilmişliğin, uzaklaşmanın, layık olmadığını yaşamanın sanısı içinde!..Oysa yanlızca, fıtratında olmayan gerçek sevginin sonuçlarını yaşamaktadır!. Cüzdanı için, güzelliği-yakışıklılığı için, kendisine hoş gelen huyları için,mevkii-koltuğu için, ilmi için beğenmiştir; sevdiğini sanmış; sahip olamayınca da arzusuna erişememenin düş kırıklığı içinde kopmuş; yalnızca çıkarları doğrultusunda yaşamayı tercih etmiştir... Seven ise göze almıştır kopmayı... Dışlanmayı... Paradan-puldan, namdan nişandan, dosttan akrabadan uzak kalmayı... Fıtratından gelir sevgi!. Kulluğu sevmek üzeredir!. Onunla, sevmeyi yaşamak istediği için yaratmıştır onu Yaratan... O yüzden kopar anadan-babadan; dünyadan paradan! Seven, karşılıksız sever!... Beğenen karşılığını ister!. Benim istediğim gibi yaşarsan seni boğarım sahip olduklarıma, der beğenen!.. Onun zaten fıtratında yoktur sevgi, bilmez aşkın ne olduğunu!.. Ne üzere yaratılmışsa, odur tüm meşgalesi... Karınca gibi çalışır; maymun gibi çiftleşir; aslan gibi yavrularına sahip çıkar... Ama pervane gibi sevemez!. Atamaz kendini ateşe!. Sevgi sonunda yanmayı getirir!.. Beğeni ise sonunda kaçmayı!. Beğenen mahlûkat çoğunluğuna göre, "sevgi" delilikten bir türdür!.. Anlamazlar onlar, sevdiği uğruna, etraf ne derse desin deyip,her şarta katlanmayı! Ve "delillik bu" derler... Beğenme bir tür "hobi"dir!...Bazen ömür boyu sürer, bazen bir kaçyıl, bazen bir kaç ay!..Sevgi bir ömür boyudur!...Bitmez, tükenmez, bazen durulur, bazen coşar ama hiç gerilemez!
|
KIRMIZI GÜLLER
Kan rengi, kıpkırmızı güllere bayılırdı.
Zaten onlarla adaştı
Kadının adı Gül’ dü...
Kocasının sevgili Gül’ü
Her yıl SEVGİLİLER GÜNÜ’ nü kapının önünde bulduğu enfes fiyonklarla süslü kucak dolusu kırmızı güllerle kutlardı.
Hiç aksamadan.
Hatta, eşini kaybettiği yıl dahi kapısı çalınmış,
O muhteşem kırmızı güller kucağına bırakılmıştı..
Tıpkı geçmişte olduğu gibi, küçük beyaz bir zarf vardı güllerin arasında , ve biliyordu ki o zarfın içinde kocasının yazmış olduğu bir kart olmalıydı.
Her yıl güllere iliştirdiği karta aynı cümleleri yazardı:
"Seni geçen sene bugünkünden daha çok seviyorum.."
Birden, bunların son gülleri olduğunu düşündü..
Önceden ısmarlanmış olmalıydı..
Öleceğini nasıl bilebilirdi?..
Zaten her şeyi önceden planlamayı ve yapmayı severdi..
Yumurta kapıya gelmeden..
Gülleri özenle içeri taşıdı..
Saplarını kesti,vazoya yerleştirdi..
Vazoyu da konsolun üzerine, eşinin kendisine gülümseyen
fotoğrafının yanına koydu.
Ve bir an gözlerini kapattı,
Sanki kocasının orada koltuğunda oturup, kendisine gülümsediğini düşündü ve saatlerce eski günlerde olduğu gibi onunla sevişmelerini anımsadı, ne tatlı yumuşak öpüşleri vardı kocasının...
Ve gözlerini açtı...
Şimdi kocası o anda elinde kırmızı güllerle birlikte,
eşikte durup onu seyrediyordu...
Sevgililer Günü'nü kutluyordu.
Sonra birden kendine geldi ve aniden içgüdüsel bir davranışla elinde olmadan doğru telefona gitti.
Çiçekçi dükkanını aradı...
"Biliyorum" dedi, çiçekçi..
"Eşinizi geçen yıl kaybettiniz..
Telefon edeceğinizi de biliyordum...
Bugün size yolladığım gülleri çok önceden ısmarlamış,
parasını da ödemişti...
Hep öyle yapardı, zaten...
Hiç sansa bırakmazdı...
Dosyamda talimat var...
Bu çiçekleri size her yıl yollayacağım.
Bir de özel kart vardı, kendi el yazısıyla.
Bilmeniz gerek diye düşünüyorum.
Ölümünden sonra çiçeklere iliştirmemi istediği kart.
Onu güllerin arasında bir zarfın içine koymuştum, mutlaka görmüş olmalısınız.
Gül, hıçkırıklar arasında teşekkür ederek telefonu kapattı.
Ve biraz önce gelen o muhteşem kırmızı güllerin arasındaki zarfı parmakları titreyerek açtı ve içinden özenle çıkardığı kocasının el yazısı ile yazmış olduğu kartı okumaya başladı.
Merhaba sevgilim" diye başlıyordu, kart.
Bir yıldır ayrıyız.
Umarım senin için çok zor olmamıştır.
Yalnızlığını ve acılarını hissedebiliyorum.
Giden sen, kalan ben olsaydım neler çekerdim kim bilir?
Sevgi paylaşıldığında yaşamın tadına doyum olmuyor.
Seni kelimelerle anlatılmayacak kadar çok sevdim.
Harika bir eştin.
Dostum, sevgilim, benim.
Sadece bir yıldır ayrıyız.
Kendini bırakma.
Ağlarken bile mutlu olmanı istiyorum.
Onun için bundan sonraki yıllarda güller hep kapımızda olacak.
Onları kucağına aldığında paylaştığımız
mutluluğu ve kutsandığımızı düşün.
Seni hep sevdim.
Her zaman da seveceğim.
Ama yaşamalısın.
Devam etmelisin.
Lütfen.
Mutluluğu yeniden yakalamaya çalış.
Kolay değil, biliyorum ama bir yolunu bulacağına eminim.
Güller, senin kapıyı açmadığın güne dek gelmeye devam edecek.
O gün çiçekçi beş ayrı zamanda gelip kapıyı çalacak,
eve dönüp dönmediğini kontrol edecek.
Beşinciden sonra emin olarak gülleri ona verdiğim yeni
adrese getirip seninle yeniden ve ebediyen kavuştuğumuz
yere bırakacak..
Seni çok seven ....!!! |
|