|
|
September 05
Gezilecek Güzel Bir Ortam...
Evet bu soru kimi sevenler için basit ve güzel,kimileri içinde acı ve zordur... üretmekmiş sevgi,.paylaşmakmış,beraber tüm zorluklara rağmen katlanıp sevmekmiş sevgi.....buraya daha nice güzel ve iyi sözler sığdırabiliriz öyle değilmi?...duyuyorum…evet diyorsunuz…şimdi bana peki neden mişli söylüyorsun bunları diyeceksiniz…ne yani yalan mı diyeceksiniz….. Evet yalan …evet mişli…. ….Temelden bir bina bozulunca veya göçünce bina nasıl harabeye dönüşüyorsa nasıl çöküyorsa,sevgiyi harabeye, yalana, mişe çeviren,bozulabilen ve göçebilen bir temeli vardır. SADAKAT veGÜVEN….bu kelimeleri hiç düşünmeden yukarıda sevgi için yazılmış güzel sözcükleri yeniden yazabilir misiniz…. eminim yine mişli olurdu yazdıklarınız.
Veya böyle olurdu bir ihtimal; Üretmekmiş…. yalan… paylaşmakmış…… yalan….beraber tüm zorluklara rağmen katlanıp sevmekmiş……. yalan…vs..vs… buraya daha bunun gibi daha nice kötü yalanlar sığdırabilriz….güven ve sadakat olmadıkca sevgi yalan……ve dikkat edin sakına bu yalanlara inanıpta benim gibi göçük altında kalmayın!!!!!!!
İşte sevgi nedir sorusuna cevap işte bazıları için böyle acı ve zor oluyor maalesef…..
NİHAT YILMAZ.
SEVMEK
Kişi sevdiğiyle olmak ister!.Sevdiğinin hâliyle hâllenir... Sevgisi kadarıyla, onunla yaşar!.Sevginin ne olduğunu tam olarak bilemediğimiz için,çoğunlukla, "beğeni" ile "sevgi"yi birbirine karıştırırız.."Beğeni" yanında "sahip olma" arzusuyla açığa çıkar!.Bir nesneden hoşlandığında, beğendiğin şeye sahip olmak ve üzerinde tasarruf edebilmek arzusuyla yaşarsın...Bu tüm mahlukatta çok yaygın bir duygudur!.Kimi, beğendiğini cebine sokar;kimi beğendiğine tasma takıp yanında taşıyarak onunla hava atmak ister;kimi yakalayıp inine sürükler... Her mahlûk yaradılış fıtratına göre,beğendiği üzerinde tasarruf etmek ister."Sevmek" ise bundan çok farklıdır..Sevince, yanlızca sevdiğin için yaşamak istersin!.Yalnızca yanında olmak, yalnızca onun olmak,yalnızca onun zevk aldığıyla zevk alıp, sevmediğinden kaçmak istersin! Sevdiğin öylesine sarmıştır aklını, fikrini, ruhunu ki, her şey sana, onu hatırlatır; yanında iken bile onun içinde olmak istersin!...Yakınlık bile uzak gelir sana!...Sen kaybolursun, sende; sevdiğin kalır yalnızca, beyninde!..Onun bakışıyla bakar, onun değerlendirmesiyle değerlendirir,onun diliyle konuşmaya başlarsın!. Gözün ondan başkasını görmez,kulağın ondan başkasını duymaz,elin ondan başkasına uzanmaz olur!.Her an sana sahip olmasını; varlığının, tasarrufunun her an üzerinde olmasını, her an seni kucaklamasını istersin!...Bedensel yakınlık bile, korkunç uzaklık gibi gelir sana;ve onunla tek bir beden, tek bir ruh, tek bir şuur olmayı dilersin!.Sevgi, fıtratın müsait ise, sevdiğinde yok edesiye yakar seni;ve gün gelir kaşında-gözünde, yüzünde-dilinde sevdiğini görürler de, "sen o olmuşun" derler! Beğenen sahip olmak ister... Seven ise sevdiğinde yok olur; feda eder her şeyi sevdiği uğruna!. Bazılarının da sevgi kokusu sürülür üstüne; "aşığım" sanır!. Ama sevdiği uğruna, fedakarlık etmeye gelince sıra, o koku siliniverir üzerinden "kopamama" sabunuyla!.Parasından kopamaz... Mevkiinden kopamaz..Yakınlarından kopamaz... İçinde yaşadığı ortamın güzelliklerinden kopamaz... "Etraf"tan kopamaz!. Derken kusurlar belirmeye başlar sevdiğini sandığının üzerinde...Eksiklikler görmeye başlar başlar, yetersizlikler görmeye başlar...Bunlar önce acıma duygusuna dönüştürür sevgisiniuzaktan acıyarak seyretmeye başlar...Sonra tatlı bir anıya dönüşür, sevgi sandığı duyguları!.Bu tecrübe gösterir ki, onun fıtratında sevgi programı yoktur!..Beğeniyi, sevgi sanmıştır!..Uzaklaşma ondan gelmemiş de, karşısındakinden gelmişse,bu defa "nefret"e döner "beğeni"; ondan intikam alma duygusu gelişir içinde; ve vicdanla intikam dalgaları arasında bir o yana bir bu yana sürüklenir durur; terkedilmişliğin, uzaklaşmanın, layık olmadığını yaşamanın sanısı içinde!..Oysa yanlızca, fıtratında olmayan gerçek sevginin sonuçlarını yaşamaktadır!. Cüzdanı için, güzelliği-yakışıklılığı için, kendisine hoş gelen huyları için,mevkii-koltuğu için, ilmi için beğenmiştir; sevdiğini sanmış; sahip olamayınca da arzusuna erişememenin düş kırıklığı içinde kopmuş; yalnızca çıkarları doğrultusunda yaşamayı tercih etmiştir... Seven ise göze almıştır kopmayı... Dışlanmayı... Paradan-puldan, namdan nişandan, dosttan akrabadan uzak kalmayı... Fıtratından gelir sevgi!. Kulluğu sevmek üzeredir!. Onunla, sevmeyi yaşamak istediği için yaratmıştır onu Yaratan... O yüzden kopar anadan-babadan; dünyadan paradan! Seven, karşılıksız sever!... Beğenen karşılığını ister!. Benim istediğim gibi yaşarsan seni boğarım sahip olduklarıma, der beğenen!.. Onun zaten fıtratında yoktur sevgi, bilmez aşkın ne olduğunu!.. Ne üzere yaratılmışsa, odur tüm meşgalesi... Karınca gibi çalışır; maymun gibi çiftleşir; aslan gibi yavrularına sahip çıkar... Ama pervane gibi sevemez!. Atamaz kendini ateşe!. Sevgi sonunda yanmayı getirir!.. Beğeni ise sonunda kaçmayı!. Beğenen mahlûkat çoğunluğuna göre, "sevgi" delilikten bir türdür!.. Anlamazlar onlar, sevdiği uğruna, etraf ne derse desin deyip,her şarta katlanmayı! Ve "delillik bu" derler... Beğenme bir tür "hobi"dir!...Bazen ömür boyu sürer, bazen bir kaçyıl, bazen bir kaç ay!..Sevgi bir ömür boyudur!...Bitmez, tükenmez, bazen durulur, bazen coşar ama hiç gerilemez!
|